2/6/2008 • Kategori: SIIR
31.05.2008 TARİHİNDE SAYIN YAVUZ BÜLENT BAKİLER ÜSTADIN SİVAS'TA ŞİİR DİNLETİSİ VARDI. KATILMA FIRSATI BULDUM. 2 YIL ÖNCEDE BİR DİNLETİSİNİ DİNLEMİŞTİM.
ORADAN ESİNLENEREK BİR KAÇ ŞİİRİNİ BURADA SİZLERLE PAYLAŞMAK İSTEDİM.

SULTAN ŞEHİR (SİVAS)
Ne güzel seni sevmek böyle uzaktan
Ve seni düşünmek bir çocuk hevesiyle
Her sabah yeniden ezan sesiyle
Müslüman Müslüman uyanan şehir.
Bir Selçuklu nakışında seni bulmak ne güzel
Ne güzel seni duymak bir ney sesinde
Şems-i Sivasî'nin mübarek türbesinde
Kandil kandil yanan şehir.
Halayların, türkülerin çağırır beni uzaktan
Yüreğim hep Mısmıl ırmak gibi tertemiz
Nerde Çifte Minare'miz, Gök Medrese'miz
Ey sımsıcak dualarla maziyi anan şehir.
Alacakaranlıkta yoksul kağnılar
Ağlar inim inim senin yerine
Tozlu sokaklarına ve kerpiç evlerine
Bakarak kendinden utanan şehir.
Tozunla, toprağınla, yoksul kağnılarınla
Sekiz ay erimeden yerde kalan karınla
Ve soğuk sularınla, serin rüzgârlarınla
Gözümde tütüyorsun can şehir.
Bir gün bir derviş gibi çıkıp gelirsem eğer
Görürsem bir daha gönül gözüyle seni
Anla bir rüzgâr gibi yüreğimden geçeni
Ve sonra anam gibi sar beni Sultan şehir
Yavuz Bülent BAKİLER

ILGAZ DAĞINDAN BİR GÖRÜNÜM
ANADOLU ACISI
Anadolu, Anadolu, an Anadolu!...
Bir yanında güzellik, incelik ve nur...
Bir yanında bin yıldan beridir süregelen
Toz toprak, tezek, çamur...
İnsanlar gördüm sende: imbikten geçmiş gibi
Yüreklerinde sıcak, misilsiz bir merhamet
İnsanlar gördüm yine: hayın, cahil, asabî...
Taş Devrini yaşayan bir kaba kuvvet.
Sivas'ta, Divriği'de, Erzurum'da, Konya'da...
İnce sütunlar gördüm, şadırvanlar, kubbeler...
Bir yanda oya gibi işlenmiş pembe mermer
Öte yanda öbek öbek, çirkin, kaba, şekilsiz
Kerpiçten harabeler...
Bağışlasın şimdi bizi, vatan uğruna
Şehit düşen yüz binlerce adsız kahraman
çünkü seller bir yandan götürür toprağımı
Rüzgârlar bir yandan...
Unutulmuş Türklüğün ceylân yürekli töresi
Çiğnenmiş İslâm'ın koyduğu yasaklar.
Bir avuç buğday, bir tutam ot, bir karış toprak için
Konuşur mavzerler, bıçaklar...
Ve dul kalır kadınlar bir hiç zyüzünden
Vurulur gelinler telli duvaklı.
Bir ağıt başlar sonra yetim kalan evlerde
İnce, uzun, ağlamaklı.
Anadolu, Anadolu, âh Anadolu
Böyle görmeseydim seni, böyle tanımasaydım
Yüreğim olmasaydı binbir yerinde...
Yaşasaydım seni acı duymadan
Anamın Azerî türkülerinde.
Yavuz Bülent BAKİLER






