27/5/2008 • Kategori: TARİHİMİZDEN

Karadeniz ve Akdeniz'i birbirine bağlayan deniz yolu üzerinde kurulu olan İstanbul, günümüzde olduğu gibi o zamanlar da oldukça önemli bir şehirdi. 1453 yılına kadar farklı zamanlarda, Avarlar, Araplar, Avrupalılar ve Osmanlılar tarafından defalarca kuşatılmış, fakat gerek Bizans'ın sahip olduğu Rum ateşi (grejuva), gerekse şehrin o zamanlar için aşılamaz olarak görülen surları, bu fetih hareketlerini başarısız kılmıştı.
Sayıları 29 olan kuşatmalar sırayla şunlardır:
--M.Ö 340 Makedonya Kralı Phillippe
--M.Ö 194 Roma İmparatoru Septim Severus (Başarılı olmuştur.Şehir artık Romalılara bağlanmıştır.)
--M.S 616 İran Hükümdarı Keyhüsrev
--M.S 626 İranlılar ve Avar Türkleri ortak
--M.S 665 Emevi Halifesi Muaviye
--M.S 667 Emevi Halifesi Muaviye
--M.S 672 Emevi Halifesi Muaviye
--M.S 712 Emevi Halifesi I.Velid
--M.S 722 Emevi Halifesi I.Velid (Yalnızca Galata Limanı alınmış,Arap Camii inşa edilmiştir.)
--M.S 782 Abbasiler (Kent haraca bağlanmıştır.)
--M.S 854 Abbasi Halifesi Mütevekkil
--M.S 864 Ruslar
--M.S 869 Abbasi Halifesi Mütevekkil
--M.S 936 Ruslar
--M.S 959 Macarlar
--M.S 970 Abbasiler (Kent haraca bağlanmıştır.)
--M.S 1203 Latinler (Latinler İstanbul'u 1261'e kadar ellerinde tuttular.)
--M.S 1302 Venedikliler
--M.S 1348 Cenovalılar
--M.S 1391-1396 Osmanlı Padişahı I.Bayazid (Şehir İstanbul'da bir Türk Mahallesi kurulması isteğine karşı çıkılması üzerine ablukaya alınmıştır.)
--M.S 1412 Osmanlı Şehzadesi Musa Çelebi
--M.S 1422 Osmanlı Padişahı II.Murat
--M.S 1437 Cenovalılar
--M.S 1453 Osmanlı Padişahı II.Mehmed (Başarılı olmuştur.Sonrasında şehir Türklerin hakimiyeti haline girmiştir.)
Bunun yanında Atilla'nın, Vikinglerin, Bulgarın ve Gotların da kuşatma yaptığı bazı kaynaklarda geçer ama tarihleri bilinmemektedir.
Yanında herhangi bir açıklama yapılmayan kuşatmalar başarısız kuşatmalardır.

FETİH HAZIRLIKLARI
Sultan II. Mehmed, İstanbul'un fethine karar verdiğinde o zamanki başkent
Edirne'de, İstanbul'un aşılamaz olarak bilinen surlarını yerle bir edebilmek
için o güne kadar görülmemiş büyüklükteki, şahi olarak bilinen topları
döktürmüştü. II: Mehmed ayrıca, hazırlanmakta olan bu topların yanısıra,
Bizans'a denizden gelebilecek yardımları engellemek için Yıldırım Bayezid
tarafından inşa edilmiş olan Anadolu Hisarı'nın karşısına Rumeli Hisarı'nı
(Boğazkesen Hisarı) yaptırdı.
Yapılan hazırlıkların kendisine yönelik olduğunu anlayan Bizans İmparatoru
Konstantin, Sultan II. Mehmed'i hediyelerle vazgeçirmeye çalışırken,
bir yandan da Avrupa devletlerine elçiler yollayarak onları durumdan
haberdar ediyor ve yardım istiyordu. Ancak 1054 yılında Hıristiyanlığın
Katolik Kilisesi ve Ortodoks Kilisesi olarak ikiye ayrılması sebebiyle,
Papa V. Nikola Bizans'ı desteklemeyi pek düşünmüyordu. Bazı İtalyan
şehir devletleri askeri birliklerini Bizans'a yardımcı olmak amacıyla
İstanbul'a yollasa da, Avrupa'nın büyük devletleri Bizans'ı desteklememe
kararı almışlardı. Yardımlarla birlikte Bizans ordusu, 2.000'i paralı olmak
üzere 9.000 askerden oluşuyordu. Şehri savunan duvarlar, 22,5 km.yi bulan
uzunluklarıyla dönemin en güçlü surları olarak biliniyordu.
Sultan II. Mehmed, 20.000 yeniçerinin de dahil olduğu 100.000 kişilik bir
kuvveti yönetiyordu. Rumeli Hisarı'nı inşa ettirmenin yanısıra bir de donanma
kurdurmuştu. Ordusunu İstanbul civarında toplamış; bu arada, yardım
göndermelerini önlemek amacıyla bazı Balkan devletlerine ordular göndererek,
gelebilecek yardımları önleme, yardım yollamayı düşünenlere ise gözdağı
verme yoluna gitmiştir. Durumun giderek ümitsizleştiğini gören Bizans
İmparatoru, surların önüne geniş hendekler açtırmış, Haliç'in güvenliğini
sağlamak amacıyla da girişine zincir çektirmişti.
| ||
|
KUŞATMA
Ordusu ile İstanbul'un önünde bulunan Sultan II. Mehmed, Bizans İmparatoru'na elçi göndererek teslim olması çağrısında bulunmuş, ancak reddedilmişti. Bunun
üzerine tarihteki en son İstanbul kuşatması başladı.
Kuşatma, Türk topçusunun, surları top ateşine tutmasıyla başladı. Bizans ordusu ise, surlarda açılan gedikleri kapatmaya çalışıyordu. Osmanlı, donanması ile de Haliç'i
zorluyor fakat zinciri aşamadıkları için gemiler Haliç'e giremiyordu. Günlerdir
süren kuşatmanın henüz başarı getirememiş olması ve Ceneviz donanmasından
gelen yardımın Boğaz'ı geçerek Haliç'e girmesi Sultan II. Mehmed'i sinirlendirmiş
ve atını boğazın sularına sürerek donanmasına emirler yağdırmış, komutanlarına da,
saldırı için orduyu hazırlamalarını emretmişti.
SALDIRI HAZIRLIKLARI
Sultan II. Mehmed, Theodosius Surları'na ve şehrin su ile çevrili olmayan tek bölgesini batıdan gelebilecek saldırılardan koruyan hendeklere saldırmayı
tasarladı. Ordu 2 Nisan 1453'te şehrin doğusuna yerleşti. Toplar haftalarca
surları dövdü fakat yeterli gedik açamadı. Topların yeniden doldurulmaları
zaman aldığı için, her atıştan sonra Bizanslılar hasarın çoğunu tamir edebiliyorlardı.
Daha sonra, yeraltı tünelleri yapıp surların altını kazarak yarma yolunu denediler. Kazıcıların çoğu, Sırp Despot'u tarafından Nvo Brdo'dan gönderilen
Sırplardı ve Zağnos Paşa'nın emri altındaydılar. Lakin Bizanslılar, Johannes
Grant adında, Alman olduğu söylense de muhtemelen İskoç olan bir mühendisi
görevlendirdiler. Johannes karşı tüneller kazdırdı ve Bizans birlikleri tünellere
girip Osmanlı işçileri öldürdüler. Diğer tüneller de suyla dolduruldu. Son olarak
Bizanslılar önemli bir mühendisi esir alıp işkence yaparak, sonradan yıkılan
tünellerin hepsinin yerini öğrendiler.
Sultan II. Mehmed, şehrin ödemeyeceğini bildiği çok büyük vergi karşılığında ablukayı kaldırmayı önerdi. Bu da geri çevrilince, Bizanslı askerlerin kendi birlikleri
tükenmeden önce bitkin düşeceğini bilerek saf güçle duvarları alt etmeyi tasarladı. |

29 Mayıs sabahı saldırı başladı. Hücumun ilk dalgasını, mümkün olabildiği kadar çok Bizans askerini öldürmeye niyetli acemi askerler olan azaplar oluşturuyordu. Ayrıca Haliç'ten de baskı uygulayabilmek için gece yağlı kütükler üzerinde karadan Haliç'e taşınan gemiler, o sabah Bizans askerlerine kötü bir sürpriz olmuştu. Anadolululardan oluşan ikinci dalga, şehrin kuzeydoğusundaki, topla kısmen hasar almış Blachernae Surları'nın (okunuşu: blakernai ) bir bölümüne odaklanmıştı. Uzun süren bu çarpışmalar sonucunda Ulubatlı Hasan adındaki bir yeniçeri, aldığı kırk ok darbesine1 rağmen hayatta kalarak Osmanlı sancağını dikmiş, bununla ateşlenen Osmanlı ordusu 29 Mayıs 1453'te İstanbul'un surlarını aşmıştı.
Ancak savaş henüz bitmemişti. Hayatta kalan Bizans askerleri, Osmanlı askerleriyle sokak aralarında çarpışıyorlardı. Kısa süren bu çatışmalardan sonra Bizans ordusu yenilmiş ve Sultan II. Mehmed önderliğindeki Osmanlı ordusu İstanbul'a tamamen hâkim olmuştu.

Anadolu ve Balkanlar arasındaki geçişlerde bir engel olan Bizans yıkılmış, arada engel kalmamıştı.
Birçok kere Osmanlı şehzadelerini ve Avrupa ülkelerini kışkırtan Bizans artık bunu yapamayacaktı.
Müslüman dünyasında Osmanlı Devleti daha saygın bir hale gelmişti.
Müslümanların peygamberi Hz. Muhammed'in hadis-i şerifindeki o kumandan, Fatih Sultan Mehmed olmuş ve peygamberinin övgüsünü almıştı.

İstanbul'dan İtalya'ya kaçan sanatkârlar ve bilim adamları, rönesans ve reform hareketlerini hızlandırmışlardı.
Dünyanın en büyük imparatorluklarından olan Doğu Roma İmparatorluğu tamamen yok olmuştu.
Orta Çağ kapanıp Yeni Çağ başlamıştı.
Ticaret yollarının birer birer Türklerin eline geçmesi Avrupalıları yeni ticaret yolları bulmaya zorladı ve coğrafi keşifler ortaya çıktı.
Bu fetih bir nevî Avrupa'nın (İngiltere'nin) Amerika kıtasını keşfinin yolunu açmıştır. Zirâ bu keşifle ticaret yolları kapanan Avrupalılar başka yollar bulmak zorundaydılar. Bu keşif buna bir vesile olmuştur.Avrupa ve Balkan devletlerinin Osmanlı'yı Balkanlar'dan atma çabaları sonuçsuz kalmıştı.
İstanbul'dan İtalya'ya kaçan sanatkârlar ve bilim adamları, rönesans ve reform hareketlerini hızlandırmışlardı.
Dünyanın en büyük imparatorluklarından olan Doğu Roma İmparatorluğu tamamen yok olmuştu.
Orta Çağ kapanıp Yeni Çağ başlamıştı.
Ticaret yollarının birer birer Türklerin eline geçmesi Avrupalıları yeni ticaret yolları bulmaya zorladı ve coğrafi keşifler ortaya çıktı.
Bu fetih bir nevî Avrupa'nın (İngiltere'nin) Amerika kıtasını keşfinin yolunu açmıştır. Zirâ bu keşifle ticaret yolları kapanan Avrupalılar başka yollar bulmak zorundaydılar. Bu keşif buna bir vesile olmuştur.





