23 04 2014

KIZIMIZ MERHUM MELİKE GİZEM'İN DOĞUMUNUN 16. YIL DÖNÜMÜ (24



 

 



DOĞUM TARİHİ : 24.04.2001 ÖLÜM TARİHİ : 27.07.2008
Acı kimin içindeyse onun canını acıtır, o acı ne kabuk bağlar, ne tımar edilir taaki son nefese kadar onu solursunuz, dağlar sizi an be an en ufak tebessümünüz yüzünüzde kaybolur, utanırsınız gülmeye çünkü o acı alnınıza damgalanmıştır atmak istemezsiniz sarılırsınız onunla geçen günlerin hayaline.Kaybettiğiniz düşer yüreğinize buz gibi bir kar tanesi zaman içinde büyür-büyür bir çığ olur kalkamazsınız altından.



Ateş düştüğü yeri yakar her yanık yarası ne kadar büyük olsa da zamanla kabuk bağlıyor, izini dışardan bakanların göremeyeceği hale gelmesi yarayı sahibi için yok etmiyor, sadece kalbinin en derin köşesine gömüyor .
Bloğumu açtığımda düşüncem güzel bulduğum yazı ve şiirleri eklemekti. Ta ki Melikemizin vefatına kadar. Ancak şimdi bu sayfa kızımızın hatırasıyla uzun bir süre kalsın diye düşünüyorum.
Acımızı paylaşan, bize yorumlarıyla destek olan moral veren, en önemlisi Melikemiz için dua eden herkese çok ama çok teşekkür ediyoruz. Ailesi





 


İKİ KUZEN MERHUM MELİKE GİZEM (SAĞDAKİ) VE MERHUM FADİME KEVSER (SOLDAKİ) ARALARINDA 6 AY YAŞ FARKI VARDI. MELİKE 27.07.2008 DE BİR KAZA SONUCU SİVAS SICAK ÇERMİK KAPLICASINDA BOĞULARAK, FADİME KEVSER İSE 03.11.2013 TARİHİNDE KEMİK KANSERİ SONUCU VEFAT ETMİŞLERDİR.


 

İZMİR ÇEŞME İKİ MERHUM KUZEN MELİKE GİZEM 27.07.2008 ---- FADİME KEVSER 03.11.2013

 


İZMİR URLA (ARKADAKİ) ÖNDEKİ KUZENİ MERHUM) FADİME KEVSER (DOĞUM 2000/ VEFAT 03.11.2013)

 


 

















SİVAS HÜKÜMET MEYDANI HAVUZ KENARI


AMCASIYLA
















PAŞA PINARI



AŞAĞI ÇAKMAK KÖYÜ (KÖYÜMÜZ)








İZMİR
 




ÜRGÜP


AVANOS






TEYZESİNİN OĞLUNUN SÜNNET KIYAFETLERİ




DOĞUM GÜNÜ

DOĞUM GÜNÜ



İZMİR


KUZENLERİ İLE


VEFATINDAN 2-3 GÜN ÖNCE


 

img266/7605/besmelewl4.gif

Ne olur Allah’ım !
Günah işlerken alma canımı..,
Tevbe ederken al..,
Veya bir hayır işlerken,senin rızan için..

Allah’ım !
İnan zor,çok zor bu savaş..,
Şeytan zeki,nefsim ahmak,ben yavaş..
Öyle bir an geliyor ki ,
Deniz bitti,umut karaya vurdu diyorum..,
Rahmetin yetişiyor imdada..,oluyor bana yoldaş..
**
Ah bir kuvvetlendirebilsem imanımı..,
Nefs’imi istediğim kalıba bir sokabilsem..
Yazıkki imanla küfür atbaşı gidiyor..

Finiş çizgisine çok kalmadı biliyorum..
İpi göğüslediğimde,
İman olsun o göğsün içinde..

Ne olur Allah’ım !
Kafir olarak alma beni huzuruna..,
Yak gerekirse şu günahkar bedenimi..
Yıllarca cehenneminde..,
Ama son nefeste imanla al canımı,ne olur Allah’ım !..

Merhamet et şu günahkar kuluna,
Canım feda kitabının ,Habibinin yoluna..
Biliyorum günahkarım,isyankarım ben ama,
Rahmetinin büyüklüğü umudum,
Beni nefs’imin ve şeytanın eline bırakma Allah’ım !.. AMiN

Eşref Abdullah


MALATYA (EN ÇOK SEVDİĞİ YİYECEK KÜLAHLI DONDURMA)
Seyehate gittiğimde bile telefonda ne istediğini sorduğumda tek isteği Külahlı Dondurma olurdu.




SIVAS PASABAHÇE







SiVAS AKSU DOĞUM GÜNÜ HEDİYESİNİ VERİRKEN


Kahrında Hoş Lütfunda Hoş..

Cana cefa kıl ya vefa
Kahrın da hoş, lutfun da hoş,
Ya derd gönder ya deva,
Kahrında hoş, lutfun da hoş.

Hoştur bana senden gelen:
Ya hilat-ü yahut kefen,
Ya taze gül, yahut diken..
Kahrında hoş lutfun da hoş.

Gelse celalinden cefa
Yahut cemalinden vefa,
İkiside cana safa:
Kahrın da hoş, lutfun da hoş.

Ger bağ-u ger bostan ola.
Ger bendü ger zindan ola,
Ger vasl-ü ger hicran ola,
Kahrın da hoş, lutfun da hoş.

Ey padişah-ı Lemyezel!
Zat-ı ebed, hayy-ı ezel!
Ey lutfu bol, kahrı güzel!
Kahrında hoş, lutfun da hoş.

Ağlatırsın zari zari,
Verirsen cennet-ü huri,
Layık görür isen nari,
Kahrında hoş, lutfun da hoş.

Gerek ağlat, gerek güldür,
Gerek yaşat gerek öldür,
Aşık Yunus sana kuldur,
Kahrında hoş, lutfun da hoş.
YUNUS EMRE


4 EYLÜL BARAJI

8 MART 2008 DÜNYA KADINLAR GÜNÜ


24 NiSAN 2008 AKSU (DOGUM GÜNÜ)






08 HAZiRAN 2008 MALATYA AGABEYiNiN DOGUM GÜNÜ

PASABAHÇE HALISAHA TEYZESiNiN OGLU



AKSU





08 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ (ALYANS CAFE)

AKSU 24 NiSAN 2008 (DOGUM GÜNÜ)

4 EYLÜL BARAJI 2008


23 NiSAN SENLiKLERi 2007 ANA SINIFI



DÜNYA KADINLAR GÜNÜ (ALYANS CAFE) 08 MART 2008


AGBABA PARKI (ARKADASI VE HALASININ OGLU)

HALASININ KIZI

AKSU DOGUM GÜNÜ








24.04.2008 SON DOĞUM GÜNÜ PARTİSİ (SINIF ARKADASLARI ALEYNA-NAZLIGÜL)


KENDİ ELİYLE ÇEKTİĞİ RESİMLERDEN BİR TANESİ












8 MART 2008 DÜNYA KADINLAR GÜNÜ





4 EYLÜL BARAJI




AMCASININ KIZI



AKSU



GÖZLERİN ÇAĞIRIYOR BENİ

 

Eflatun sular süzülüyor aynalardan
Damlacıklarında hicranlı yüzün
Ben kapıları aldatıyorum gün be gün
Sen pencereleri
Ben denizlere bakarak martılara yalanlar söylüyorum Sen gemilere
Sonra liman bilmez korsanlara terk edip
Issız adalara sürüyorsun dizelerimi

Gitmek istiyorum çakıp da
kaybolan şimşekler gibi

Gel gör ki, önümde hatıralar mahzeni
Parmak uçlarımda paslı çiviler
Bütün zindanları yıkarak birer birer
Gözlerin çağırıyor beni

Gözlerin en soylu atların koştuğu
bir bahar gezegeni

Çeşmelerin bakınca gülümsediği
Irgatların göklere yöneldiği
Latince bilenlerin nergis akşamlarında
Göllere meydan okuyup
Kıyısında şarkılar dinlediği

Tutkular değirmeni

İnciterek aşk kitaplığındaki bütün harfleri
Kirpiklerinde efsane şairlerin
mağrur kalemleri

Gözlerin çağırıyor beni
Kaşlarının cilveli bir ahu gibi
Ömrümüze düştüğü günden beri

Köleleri ağlattın ey sevda semenderi

Adı konulmamış yıldızlardan koparak
Vadilerde biriken yalnızlığım
Kalbimi avuçlarına almış

Tutuyor sana doğru


Çölde bir kuyuya mı bırakayım ellerimi
Geceye otağ mı kurayım buzullar ortasında
Ne yapayım bilmiyorum ey acılar bedesteni
Biraz ateş ve hüzün
Biraz köpük ve leylak

Gözlerin çağırıyor beni

Gittim son ışığından bakışlarının
Kırdım kanatlarını bin bir gece masallarında
Zümrüdüanka kuşlarının
Şimdi nasıl da yürüyorum dağlara karşı farkında mısın
Umursamıyorum boğazımda düğümlenen yolları
Bulutları susturuyorsun söylemesinler diye
Turnaların toprağa dökülen eşsiz definelerini
Damıt kalbini kuşkulu yokuşlardan
Kurtul karanlığından fotoğrafların
Her köşede ısırgan edalı kan evleri
Her menzilde leylayı küçümseyen kaktüsler
Ne seni görüyorum hayatın boşluğunda
Ne de son anlarında resmini büyütüyor

Yokluğunla savaşan intihar temrinleri

Gizlenme ardına fesleğenlerin
Bahaneden bıkmıştır bezirganlar, mevsimler
Yüzeyde ve sancılı haykırışlar uğruna
Derinden ve telaşsız bir uyanıştır şiir
Bu yüzden zehre batmış urganlar gül kokulu

Bu yüzden gözlerine ayarlıdır saatler

O öpüp okşadığın yaprak akkorsa şimdi
Kim bilir hangi zaman gönlüme uğramıştır
Kollarına aldığın mutluluk servileri
Bana dokunduğunda sessizce ağlamıştır
Simyası bozulduysa dilimin, kelimeler
Bir volkandan geriye kalan ırmaklar gibi

Bilinmez ki nereden akmıştır yüreğime

Geçerek en azılı köprülerden, duraksız
Varmak için sevdanın tükendiği ülkeye
Duygularına ölüm yüklüyorum ömrümün
Yaklaştığım her sahil tutuyor ellerimi
mor bir yangın, hercai dalgalar, kum taneleri
Çakallar iniyor dağlardan apansız
Ardımsıra gölgeler, gökkuşağı
Rengarenk uçurtmalar gibi kaplıyor göklerimi

Gözlerin çağırıyor beni

Oysa ben hiç görmedim dünyada gözlerini
Takılmadım engellerine nilüfer bakışlarının
Bir ses beklediysem yankılansın diye evrenimde
Kalbinden benim adıma
Sevdalı bir vuruşun özlemiydi süsleyen
Sokaklarımı, şehirlerimi
Gözlerin çağırsa da beni
Çağırmadan kalbin çatlayan gözlerimi
Görmeden ellerinde hangi toprakların yayılıp
Hangi tohumların yeşerdiğini
Tutunmayacağım zamana dilenci gibi
Hala uzaklardan işaret parmağıyla
Gözlerin çağırsa da beni
Gidiyorum; adımlarım yaz kurdu, güz kefeni

Nurullah Genç

 




ALLAH (C.C) KİMSEYE BÖYLE BİR ACI YAŞATMASIN İNŞALLAH



İnna Lillâhi Ve İnnâ İleyhi Raciûn

Sabrını ver ALLAH'ım AMİN


Her gün yeni bir yolcu çıkıyor,
Ebed yoluna...
Tahta bir sanduka içinde,
Son bir saltanat sürüyor üç-beş kişinin omzunda...
Inna lillahi ve inna ileyhi raciun...

Bilinmeyen bir yolun yolcusuyuz hepimiz,
Görünmeyen bir son,bizi bekliyor...
Nice sultan,nice hükümdar gördü bu misafirhane.
Sonunda ebed yolunun yolcusu oldu hepsi.
Inna lillahi ve inna ileyhi raciun....

Ebed yolunda yürünmüyor,
Sadece aldığın nefes kadar ilerliyorsun...
Son nefesini verince yolcu,
İşte yolun sonu o zaman görünüyor.
Inna lillahi ve inna ileyhi raciun....

Zaman dedikleri şey,
aslında bizim ebede olan yolculuğumuzdaki adımlarımız.
Her saniye,her dakika,her saat...
Her gün,her ay,her yıl...
Bizi ebed yolculuğunda bir adım ileri taşıyor...
Inna lillahi ve inna ileyhi raciun...

Ebede uğurlanan her yolcunun ardında...
Gözler puslu,nemli kalıyor...
Hüzün ebed yolcusunun ocağına düşüyor.
Her dilde,her gönülde aynı hece tekrarlanıyor...
Inna lillahi ve inna ileyhi raciun....

 

 


"Hüzün vakurdur, onurlu ve dürüst…

Biraz mum ışığıdır hüzün, biraz akşam alacasıdır
Biraz gazete satan çocuk elleri, biraz bebek ağlamasıdır

Tüy gibidir hüzün Hafif ve yumuşak, canlı ve ölü Hayattan ve ölüme dair…

Hüzün, sâdıktır

Hüzün deyince hüzünler kulübesi akla gelmez mi? Yakup Peygamber gönle düşmez mi?
“Bana düşen sabr-ı cemildir” diyen, ağlamaktan gözlerine gece inen baba…
Demek ağlamanın bu türlüsü sabra mâni değil… Sabrın bu türlüsüne de «hüzün» diyelim biz…

“And olsun ki, sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz Sabredenleri müjdele! O sabredenler, kendilerine bir belâ geldiği zaman: Biz Allah’ın kullarıyız ve biz O’na döneceğiz, derler İşte Rablerinden bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır Ve doğru yolu bulanlar da onlardır” 9

Ve Vahşî’nin hüznü… Kolay mıdır “Gözüme görünme!” sözüne muhatap olmak, kolay mı herkes göz göze, diz dize oturabilirken; ancak sütunların, duvarların gerisinden bakabilmek Ne derdini açabilir ne sevincini paylaşabilir; hep kamufle, hep perde, hep aracı…
Ama o kâmil bir hüzünle taşıyor Hamza’yı vuran mızrağı,
bir gün yalancı peygamberi vurduğunda gülüyor hüznün bu an acınılası mülkü…

Hüzün, Allah Rasûlü’nün dostudur, takdim ederim “Hüzün dostumdur” buyurmuş hüzün Peygamberi -sallallahu aleyhi ve sellem-, ömrü hüzünden sağılmış yetim
Hira, hicret, İbrahim, Tâif, Uhud, ifk, ne yana baksa hüzün… Hüzne, bu hüzün yeter

“Ey yar, sen gittin bir hüzün kaldı bana

Beni benden geçiren bir sözün kaldı bana”

“Kızım,” demiş kızının kulağına:

 

“Üzülme, baban bundan sonra hiç acı çekmeyecek”
* * *

“Yüreğim parça parça efendim

Yüreğim parça parça

Yürür üstüme acılar, efendim, yürür üstüme üstüme

Asırlar hasretinde, efendim, duâlar dilimizde

Sabır yüreğimizde efendim,

Sabır yüreğimizde…”

* * *

Hüzün, güzeldir


 

 



 

"Şüphesiz biz Allah'tan geldik ve O'na döneceğiz."


"Her nefis ölümü tadıcıdır,sonra bize
döndürüleceksiniz."(Ankebut,57)




0
0
0
Yorum Yaz