28 07 2014

MELİKE GİZEMİMİZİN VEFATININ 7. YIL DÖNÜMÜ




 

 



DOĞUM TARİHİ  :  24.04.2001                     ÖLÜM TARİHİ   : 27.07.2008
     Acı kimin içindeyse onun canını acıtır, o acı ne kabuk bağlar, ne tımar edilir taaki son nefese kadar onu solursunuz, dağlar sizi an be an en ufak tebessümünüz yüzünüzde kaybolur, utanırsınız gülmeye çünkü o acı alnınıza damgalanmıştır atmak istemezsiniz sarılırsınız onunla geçen günlerin hayaline.Kaybettiğiniz düşer yüreğinize buz gibi bir kar tanesi zaman içinde büyür-büyür bir çığ olur kalkamazsınız altından. 


       
       Ateş    düştüğü   yeri   yakar   her yanık  yarası  ne  kadar  büyük  olsa  da zamanla kabuk bağlıyor,  izini  dışardan  bakanların  göremeyeceği  hale gelmesi  yarayı sahibi  için yok etmiyor, sadece   kalbinin  en derin köşesine  gömüyor .  
          Bloğumu açtığımda düşüncem güzel bulduğum yazı ve şiirleri eklemekti. Ta ki Melikemizin vefatına kadar. Ancak şimdi bu sayfa kızımızın hatırasıyla uzun bir süre kalsın diye düşünüyorum.
           Acımızı paylaşan, bize yorumlarıyla destek olan moral veren, en önemlisi Melikemiz için dua eden herkese çok ama çok teşekkür ediyoruz. Ailesi
     



























SİVAS HÜKÜMET MEYDANI HAVUZ KENARI


AMCASIYLA
















PAŞA PINARI



AŞAĞI ÇAKMAK KÖYÜ (KÖYÜMÜZ)








İZMİR

İZMİR URLA (ARKADAKİ)




ÜRGÜP


AVANOS







İZMİR ÇEŞME


TEYZESİNİN OĞLUNUN SÜNNET KIYAFETLERİ




DOĞUM GÜNÜ

DOĞUM GÜNÜ



İZMİR


KUZENLERİ İLE


VEFATINDAN 2-3 GÜN ÖNCE

img266/7605/besmelewl4.gif

 Ne olur Allah’ım !
Günah işlerken alma canımı..,
Tevbe ederken al..,
Veya bir hayır işlerken,senin rızan için..

Allah’ım !
İnan zor,çok zor bu savaş..,
Şeytan zeki,nefsim ahmak,ben yavaş..
Öyle bir an geliyor ki ,
Deniz bitti,umut karaya vurdu diyorum..,
Rahmetin yetişiyor imdada..,oluyor bana yoldaş..
**
Ah bir kuvvetlendirebilsem imanımı..,
Nefs’imi istediğim kalıba bir sokabilsem..
Yazıkki imanla küfür atbaşı gidiyor..

Finiş çizgisine çok kalmadı biliyorum..
İpi göğüslediğimde,
İman olsun o göğsün içinde..

Ne olur Allah’ım !
Kafir olarak alma beni huzuruna..,
Yak gerekirse şu günahkar bedenimi..
Yıllarca cehenneminde..,
Ama son nefeste imanla al canımı,ne olur Allah’ım !..

Merhamet et şu günahkar kuluna,
Canım feda kitabının ,Habibinin yoluna..
Biliyorum günahkarım,isyankarım ben ama,
Rahmetinin büyüklüğü umudum,
Beni nefs’imin ve şeytanın eline bırakma Allah’ım !.. AMiN

Eşref Abdullah


MALATYA  (EN ÇOK SEVDİĞİ YİYECEK  KÜLAHLI DONDURMA)
Seyehate gittiğimde bile telefonda ne istediğini sorduğumda tek isteği Külahlı Dondurma olurdu.




SIVAS PASABAHÇE







SiVAS AKSU DOĞUM GÜNÜ HEDİYESİNİ VERİRKEN


 Kahrında Hoş Lütfunda Hoş..

Cana cefa kıl ya vefa
Kahrın da hoş, lutfun da hoş, 
Ya derd gönder ya deva, 
Kahrında hoş, lutfun da hoş. 

Hoştur bana senden gelen: 
Ya hilat-ü yahut kefen, 
Ya taze gül, yahut diken.. 
Kahrında hoş lutfun da hoş. 

Gelse celalinden cefa 
Yahut cemalinden vefa, 
İkiside cana safa: 
Kahrın da hoş, lutfun da hoş. 

Ger bağ-u ger bostan ola. 
Ger bendü ger zindan ola, 
Ger vasl-ü ger hicran ola, 
Kahrın da hoş, lutfun da hoş. 

Ey padişah-ı Lemyezel! 
Zat-ı ebed, hayy-ı ezel! 
Ey lutfu bol, kahrı güzel! 
Kahrında hoş, lutfun da hoş. 

Ağlatırsın zari zari, 
Verirsen cennet-ü huri, 
Layık görür isen nari, 
Kahrında hoş, lutfun da hoş. 

Gerek ağlat, gerek güldür, 
Gerek yaşat gerek öldür, 
Aşık Yunus sana kuldur, 
Kahrında hoş, lutfun da hoş.
   YUNUS EMRE


4 EYLÜL BARAJI

8 MART 2008 DÜNYA KADINLAR GÜNÜ


24 NiSAN 2008 AKSU  (DOGUM GÜNÜ)






08 HAZiRAN 2008 MALATYA AGABEYiNiN DOGUM GÜNÜ

PASABAHÇE HALISAHA TEYZESiNiN OGLU



AKSU





08 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ (ALYANS CAFE)

AKSU 24 NiSAN 2008 (DOGUM GÜNÜ)

4 EYLÜL BARAJI 2008


23 NiSAN SENLiKLERi 2007 ANA SINIFI



DÜNYA KADINLAR GÜNÜ (ALYANS CAFE) 08 MART 2008


AGBABA PARKI (ARKADASI VE HALASININ OGLU)

HALASININ KIZI

AKSU DOGUM GÜNÜ








24.04.2008 SON DOĞUM GÜNÜ PARTİSİ (SINIF ARKADASLARI ALEYNA-NAZLIGÜL)


KENDİ ELİYLE ÇEKTİĞİ RESİMLERDEN BİR TANESİ












8 MART 2008 DÜNYA KADINLAR GÜNÜ





4 EYLÜL BARAJI




AMCASININ KIZI 


                                                                             
AKSU



GÖZLERİN ÇAĞIRIYOR BENİ

 

Eflatun sular süzülüyor aynalardan 
Damlacıklarında hicranlı yüzün 
Ben kapıları aldatıyorum gün be gün 
Sen pencereleri 
Ben denizlere bakarak martılara yalanlar söylüyorum Sen gemilere 
Sonra liman bilmez korsanlara terk edip 
Issız adalara sürüyorsun dizelerimi 
Gitmek istiyorum çakıp da
 kaybolan şimşekler gibi 

Gel gör ki, önümde hatıralar mahzeni 
Parmak uçlarımda paslı çiviler 
Bütün zindanları yıkarak birer birer 
Gözlerin çağırıyor beni

Gözlerin en soylu atların koştuğu
 bir bahar gezegeni 

Çeşmelerin bakınca gülümsediği 
Irgatların göklere yöneldiği 
Latince bilenlerin nergis akşamlarında 
Göllere meydan okuyup 
Kıyısında şarkılar dinlediği 
Tutkular değirmeni 

İnciterek aşk kitaplığındaki bütün harfleri 
Kirpiklerinde efsane şairlerin
mağrur kalemleri 

Gözlerin çağırıyor beni 
Kaşlarının cilveli bir ahu gibi 
Ömrümüze düştüğü günden beri 
Köleleri ağlattın ey sevda semenderi 

Adı konulmamış yıldızlardan koparak 
Vadilerde biriken yalnızlığım 
Kalbimi avuçlarına almış 
Tutuyor sana doğru


Çölde bir kuyuya mı bırakayım ellerimi 
Geceye otağ mı kurayım buzullar ortasında 
Ne yapayım bilmiyorum ey acılar bedesteni 
Biraz ateş ve hüzün 
Biraz köpük ve leylak 
Gözlerin çağırıyor beni 

Gittim son ışığından bakışlarının 
Kırdım kanatlarını bin bir gece masallarında 
Zümrüdüanka kuşlarının 
Şimdi nasıl da yürüyorum dağlara karşı farkında mısın 
Umursamıyorum boğazımda düğümlenen yolları 
Bulutları susturuyorsun söylemesinler diye 
Turnaların toprağa dökülen eşsiz definelerini 
Damıt kalbini kuşkulu yokuşlardan 
Kurtul karanlığından fotoğrafların 
Her köşede ısırgan edalı kan evleri 
Her menzilde leylayı küçümseyen kaktüsler 
Ne seni görüyorum hayatın boşluğunda 
Ne de son anlarında resmini büyütüyor 
Yokluğunla savaşan intihar temrinleri 

Gizlenme ardına fesleğenlerin 
Bahaneden bıkmıştır bezirganlar, mevsimler 
Yüzeyde ve sancılı haykırışlar uğruna 
Derinden ve telaşsız bir uyanıştır şiir 
Bu yüzden zehre batmış urganlar gül kokulu 
Bu yüzden gözlerine ayarlıdır saatler 

O öpüp okşadığın yaprak akkorsa şimdi 
Kim bilir hangi zaman gönlüme uğramıştır 
Kollarına aldığın mutluluk servileri 
Bana dokunduğunda sessizce ağlamıştır 
Simyası bozulduysa dilimin, kelimeler 
Bir volkandan geriye kalan ırmaklar gibi 
Bilinmez ki nereden akmıştır yüreğime 

Geçerek en azılı köprülerden, duraksız 
Varmak için sevdanın tükendiği ülkeye 
Duygularına ölüm yüklüyorum ömrümün 
Yaklaştığım her sahil tutuyor ellerimi 
mor bir yangın, hercai dalgalar, kum taneleri 
Çakallar iniyor dağlardan apansız 
Ardımsıra gölgeler, gökkuşağı 
Rengarenk uçurtmalar gibi kaplıyor göklerimi 
Gözlerin çağırıyor beni 

Oysa ben hiç görmedim dünyada gözlerini 
Takılmadım engellerine nilüfer bakışlarının 
Bir ses beklediysem yankılansın diye evrenimde 
Kalbinden benim adıma 
Sevdalı bir vuruşun özlemiydi süsleyen 
Sokaklarımı, şehirlerimi 
Gözlerin çağırsa da beni 
Çağırmadan kalbin çatlayan gözlerimi 
Görmeden ellerinde hangi toprakların yayılıp 
Hangi tohumların yeşerdiğini 
Tutunmayacağım zamana dilenci gibi 
Hala uzaklardan işaret parmağıyla 
Gözlerin çağırsa da beni 
Gidiyorum; adımlarım yaz kurdu, güz kefeni

Nurullah Genç

 




ALLAH (C.C) KİMSEYE BÖYLE BİR ACI YAŞATMASIN İNŞALLAH



İnna Lillâhi Ve İnnâ İleyhi Raciûn 

Sabrını ver ALLAH'ım AMİN


Her gün yeni bir yolcu çıkıyor,
Ebed yoluna...
Tahta bir sanduka içinde,
Son bir saltanat sürüyor üç-beş kişinin omzunda...
Inna lillahi ve inna ileyhi raciun...

Bilinmeyen bir yolun yolcusuyuz hepimiz,
Görünmeyen bir son,bizi bekliyor...
Nice sultan,nice hükümdar gördü bu misafirhane.
Sonunda ebed yolunun yolcusu oldu hepsi.
Inna lillahi ve inna ileyhi raciun....

Ebed yolunda yürünmüyor,
Sadece aldığın nefes kadar ilerliyorsun...
Son nefesini verince yolcu,
İşte yolun sonu o zaman görünüyor.
Inna lillahi ve inna ileyhi raciun....

Zaman dedikleri şey,
aslında bizim ebede olan yolculuğumuzdaki adımlarımız.
Her saniye,her dakika,her saat...
Her gün,her ay,her yıl...
Bizi ebed yolculuğunda bir adım ileri taşıyor...
Inna lillahi ve inna ileyhi raciun...

Ebede uğurlanan her yolcunun ardında...
Gözler puslu,nemli kalıyor...
Hüzün ebed yolcusunun ocağına düşüyor.
Her dilde,her gönülde aynı hece tekrarlanıyor...
Inna lillahi ve inna ileyhi raciun.... 

 

 


"Hüzün vakurdur, onurlu ve dürüst…

Biraz mum ışığıdır hüzün, biraz akşam alacasıdır
Biraz gazete satan çocuk elleri, biraz bebek ağlamasıdır 

Tüy gibidir hüzün Hafif ve yumuşak, canlı ve ölü Hayattan ve ölüme dair…

Hüzün, sâdıktır

Hüzün deyince hüzünler kulübesi akla gelmez mi? Yakup Peygamber gönle düşmez mi?
“Bana düşen sabr-ı cemildir” diyen, ağlamaktan gözlerine gece inen baba…
Demek ağlamanın bu türlüsü sabra mâni değil… Sabrın bu türlüsüne de «hüzün» diyelim biz… 

“And olsun ki, sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz Sabredenleri müjdele! O sabredenler, kendilerine bir belâ geldiği zaman: Biz Allah’ın kullarıyız ve biz O’na döneceğiz, derler İşte Rablerinden bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır Ve doğru yolu bulanlar da onlardır” 9 

Ve Vahşî’nin hüznü… Kolay mıdır “Gözüme görünme!” sözüne muhatap olmak, kolay mı herkes göz göze, diz dize oturabilirken; ancak sütunların, duvarların gerisinden bakabilmek Ne derdini açabilir ne sevincini paylaşabilir; hep kamufle, hep perde, hep aracı…
Ama o kâmil bir hüzünle taşıyor Hamza’yı vuran mızrağı,
bir gün yalancı peygamberi vurduğunda gülüyor hüznün bu an acınılası mülkü…

Hüzün, Allah Rasûlü’nün dostudur, takdim ederim “Hüzün dostumdur” buyurmuş hüzün Peygamberi -sallallahu aleyhi ve sellem-, ömrü hüzünden sağılmış yetim
Hira, hicret, İbrahim, Tâif, Uhud, ifk, ne yana baksa hüzün… Hüzne, bu hüzün yeter

“Ey yar, sen gittin bir hüzün kaldı bana

Beni benden geçiren bir sözün kaldı bana”

“Kızım,” demiş kızının kulağına:

 

 “Üzülme, baban bundan sonra hiç acı çekmeyecek” 
* * *

“Yüreğim parça parça efendim

Yüreğim parça parça

Yürür üstüme acılar, efendim, yürür üstüme üstüme

Asırlar hasretinde, efendim, duâlar dilimizde

Sabır yüreğimizde efendim,

Sabır yüreğimizde…”

* * *

Hüzün, güzeldir


 

 


 

"Şüphesiz biz Allah'tan geldik ve O'na döneceğiz."


"Her nefis ölümü tadıcıdır,sonra bize
döndürüleceksiniz."(Ankebut,57)




247
0
0
Yorum Yaz